Erdoğan, ‘Emri ben verdim’ demişti, Star ‘tescilledi’: Gezi’de saldıran polisler FETÖ’cü


30/05/201711:16



Hükümete yakınlığıyla bilinen Star gazetesi, 4’üncü yıl dönümünde Gezi Parkı eylemlerini ‘FETÖ’nün organize ettiğini ileri sürdü.
external image star_2017-05-30.jpg
Bugün ‘Gezi’nin ByLock’çu abileri’ manşetiyle çıkan gazete, yurttaşların parktaki çadırlarını yakan, ‘kırmızılı kadın’ gaz sıkan ve protestoculara saldırı emri veren polislerin ‘ByLock’ kullanıcısı olduğunu yazdı.
Gezi eylemlerini ‘provokasyon’ diye niteleyen Star, “Gezi Parkı olaylarının dördüncü yıl dönümünde, eylemi kışkırtan emniyet müdürleri ile soruşturan savcı ve hakimlerin FETÖ’cü çıkması, kalkışmanın AK Parti hükümetini devirmeye yönelik bir provokasyon olduğunu tescil etti” ifadelerini kullandı.
Gazetenin birinci sayfasında “Hükümeti hedef alan Gezi kalkışmasını FETÖ’nün planlayıp marjinal gruplara uygulattığı tescillendi” dendi.

‘ByLock’çu isimler listesi

Parkı korumak için direnişe geçen yurttaşları ‘sözde çevreci eylem’ yapmakla itham ederek, ‘büyük resme’ dikkat çeken gazete, “Lokal bir eylemi ülke genelinde kontrolden çıkan gösterilere dönüştürenler, ise FETÖ’cü emniyet ve yargı mensupları oldu” dedi.
Dönemin Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı Mithat Aynacı’nın ‘FETÖ’ mensubu olduğu iddiasıyla arandığını ve darbe girişimi sırasında bir tankın içinden çıktığını belirten gazete, Aynacı’nın telefonundan ‘ByLock’ çıktığını yazdı.
Gezi Parkı’ndaki çadırları yakma emrini veren ve eylemlerin simgesi haline gelen ‘kırmızılı kadın’a biber gazı sıktıran Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Emekli ve Güvenlik Şube Müdürü Yunus Dolar’ın da ‘ByLock’ kullanıcısı olduğunu yazan gazete, “Yaklaşık bir ay süren Gezi olaylarıyla ilgili iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen ile davaya bakan Hakim Muzaffer İren’in de FETÖ üyesi oldukları belirlendi. Hakim İren aynı zamanda Bylock kullanıcısıydı” ifadelerini kullandı.

Emri Erdoğan vermişti

Star, Gezi’de yurttaşlara saldıran polisleri ‘FETÖ’cü ilan ededursun, olaylar esnasında dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan, onlarca kişinin ölümüne, yaralanmasına ve sakat kalmasına sebep olan polileri “Polise talimatı ben verdim” ve “Polisimiz destan yazdı” diye övmüştü.

Mahkeme Topçu Kışlası'nı iptal etmiş

Ali DAĞLAR04 Temmuz 2013 - 00:00Son Güncelleme : 04 Temmuz 2013 - 01:42


TÜRKİYE’yi sarsan Gezi eylemlerini tetikleyen Topçu Kışlası, diğer adıyla Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’nin 6 Haziran 2013 günü mahkeme kararıyla iptal edildiği ortaya çıktı.

Mahkeme Topçu Kışlasını iptal etmiş
Mahkeme Topçu Kışlasını iptal etmiş




Projenin dayanağı olan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planları iptal eden İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin verdiği karar, 6. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararının gerekçesinde ortaya çıktı.
1. İdare Mahkemesi’ndeki dava İstanbul Mimarlar Odası, projeye onay veren Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali istenen 6. İdare Mahkemesi’ndeki dava ise Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği tarafından açılmıştı. Mimarlar Odası yetkilileri iptal kararından haberleri olduğunu fakat gerekçeli kararı beklediklerini, sonra basın açıklaması yapacaklarını bildirdiler. 1. İdare Mahkemesi’nin kararı kesinleşirse, 6. İdare Mahkemesi’ndeki dava dayanaksız kalıp düşecek ve Gezi projesi tümüyle iptal olacak.

http://www.hurriyet.com.tr/mahkeme-topcu-kislasini-iptal-etmis-23644273


Gezi Parkı’na Topçu Kışlası projesi Danıştay’dan da geçti!

Taksim Gezi Parkı’na Topçu Kışlası’nın yeniden inşasını uygun bulan mahkeme kararı Danıştay tarafından onandı.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, 27 Şubat 2013 tarihinde projeye onay vermiş, bunun üzerine Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği, iptal istemiyle İstanbul 6. İdare Mahkemesi’ne dava açmış, ancak mahkeme 21 Şubat 2014’te talebi reddetmişti. Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği, son çare olarak mahkeme kararının bozulması için Danıştay’a başvurmuştu.

Danıştay 14’üncü dairesinin kararı başvurunun reddi yönünde çıktı. Karar 6 Mayıs’ta Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği’ne tebliğ edildi.

Oy çokluğuyla alınan kararda şöyle dendi: “Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar verildi.”

Kararla ilgili bir açıklama yapan Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği, düzeltme talebinde bulunulacağını duyurdu.

Derneğin, ‘KIŞLA PROJESİ İLELEBET RAFA KALDIRILSIN, GEZİMİZ DAİM OLSUN’ başlıklı açıklamasının tam metni şöyle:

Taksim Gezi Parkı üzerine Topçu Kışlası’nın yeniden inşasıyla ilgili avan projenin uygun bulunduğuna ilişkin 27/02/2013 günlü, 139 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali istemiyle Derneğimiz tarafından açılan davanın reddi yönünde İstanbul 6. İdare Mahkemesince verilen 21/02/2014 günlü, 2013/956 E., 2014/277 K. sayılı kararın bozulması için yapmış olduğumuz başvuru, Danıştay 14. Dairesi’nce reddedilerek, davanın reddi yönündeki kararın onanmasına karar verilmiş ve işbu ret kararı 06.05.2016 tarihinde tarafımıza tebliğ edilmiştir.

Karar, “İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 28/01/2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi” şeklindedir.

Karara karşı, tarafımızca süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunulacaktır.

Çünkü,

1.) Öncelikle, “Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından” şeklinde bir beyanın gerekçe olarak kabulü mümkün değildir.

Hukuka göre gerekçe, hükmün sonuç bölümünün mantıksal dayanağı olup, mahkemenin muhakeme süresince yaptığı tüm araştırma ve değerlendirmelerinin gerekçede açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Zira, bir hüküm ancak gerekçesi ölçüsünde inandırıcı olabilir. Mahkeme bir olayı gerçekleşmiş olarak kabul ediyorsa bu sonuca hangi nedenlerle, niçin vardığını, böyle bir kanaate ulaşmasında hangi delillerin etkili olduğunu, duruşmada ileri sürülen başka delillerin kanaatinde neden etkili olmadığını, iddia ve savunmada ileri sürülen noktalar hakkındaki düşüncelerinin ne olduğunu hükmün gerekçe bölümünde göstermelidir.

Ancak Danıştay’ın kararı bu unsurların hiçbirisini içermemektedir. Yani gerekçesi yoktur. Karar usul ve esas yönünden temyiz edilmişse de savlarımızın ve taleplerimizin ne sebeple reddedildiğiyle ilgili kararda bir açıklık, hatta beyan yoktur.

2.) Danıştay kararına konulan ve davamızda ileri sürdüğümüz savlarla örtüşen muhalefet şerhi önemlidir ve dikkate alınması gerekmektedir. Muhalefet şerhinde açık şekilde belirtildiği üzere“yenileme projeleri, koruma amaçlı imar planlarına aykırı olamazlar; bu planlarla bir bütünlük oluşturmaları zorunludur.” Buna göre, açmış olduğumuz davanın ve temyiz taleplerimizin, Taksim Meydanı yayalaştırma projesine yönelik 1/5000 ölçekli koruma nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı hakkında açılmış davalar neticelenmeden reddi planlama ilkelerine de aykırıdır. Öncelikle bu konuda açılmış davaların neticelerinin beklenmesi gerekmektedir.

3.) Davamızda ve temyiz başvurumuzda ileri sürdüğümüz savlar hukuka uygun ve haklıdır. İdare Mahkemesi eksik incelemeye dayanan, yanlış bir karar vermiştir; iptalini talep ettiğimiz 139 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararı hukuka aykırıdır.

Çünkü:

a.) İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, Yüksek kurul tarafından iptal edilen 11.12.2012 tarih ve 883 sayılı kararında özetle:

Gezi Parkı’ndan önce aynı yerde bulunan Topçu Kışlası’nın her ne kadar korunması gereken bir kültür varlığı olarak tescil edilmişse de yeniden ihyasının imkanının bulunmadığını; çünkü, 1939-40 yıllarında yıkılan yapının yerinde, günümüzde 60-70 yıllık kullanım değeri ile tarihe belgelik eden bir nitelik kazanmış ve geçen sürede dönemin şehircilik anlayışına uygun bir kararla İstanbulluların kolektif belleğinde yer etmiş Taksim Gezi Parkı’nın bulunduğunu; Taksim Gezi Parkı’nın da korunması gereken bir kültür varlığı olduğunu; Kışlanın özgün mimarisini oluşturan iç mekan kurgusu, süsleme özellikleri ve elemanları, yapım dönemleri, yapılan müdahaleler ve önceki dönemlere ait izlerle ilgili bilgi ve belgelerin bulunmadığını belirtmiş ve kendisine sunulan restitüsyon projesinin kayıp eser ihya kriterlerine uygun olmadığına, isabetle karar vermiştir.

Bu kararı iptal eden ve bizim mahkemede iptalini talep ettiğimiz Yüksek Kurul kararı ise Kışlanın sırf 1. Grup taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiş olması sebebiyle yeniden inşasının uygun olduğuna hükmetmiştir. Oysa, yukarıda andığımız ihya kriterlerindeki eksiklikleri nedeniyle restitüsyon projesinin hayata geçme ihtimalinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığı ortadadır. Yüksek Kurul kararı sebep yönünden sakattır.

b.) Her idari işlemin maksat unsurundan idareden beklenen ve hedeflenen nihai amaç anlaşılır. MAKSAT YALNIZCA VE SADECE KAMU YARARI OLABİLİR.

Dava dilekçemizde detaylı olarak izah edildiği üzere, bugün, zaman içinde parça parça kemirilerek halktan çalınıp ranta hediye edilen Taksim Gezisi’nin son parçası olan Taksim Gezi Parkı, insanların İstanbul’ un merkezinde, olası bir deprem felaketinde sığınabilecekleri son ve en önemli yeşil alandır. İçinde 70 yaşlarına merdiven dayamış 600’den fazla ağaç bulunmaktadır. İstanbul şehrinin bir kültür alanı, hafıza mekânıdır. İnsanların aidiyet hissettiği, sevdikleriyle paylaştığı, çocuklarına aktarmak isteyebileceği bir yerdir. Park oluşturduğu habitatla birlikte yaşamakta ve yaşatmaktadır. Burası gitgide kalabalıklaşan şehrin insanına, çocuklarını aynı salıncakta sallayarak ya da aynı bankta, aynı çimlerin üstünde, 70 yıllık ağaçların gölgesinde bulunarak kendisinden çok farklı da olabilecek başka insanlarla karşılaşabilme, aynı zeminde buluşabilme imkânını vermektedir.

Bu gerçek, proje ortaya çıktığı andan itibaren Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Ulusal Komitesi (ICOMOS), Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası gibi konuyla ilgili tüm sivil toplum kuruluşları ve konunun duayeni akademisyenler tarafından da defalarca dile getirilmiş ve projeye karşı 120 binin üzerinde imza toplanmıştır.

Tüm bunlara ilaveten, konuyla ilgili tartışmalar ve hukuki süreç devam etmekteyken, 27 Mayıs 2013 akşamı Parkın arka istinat duvarının yasa dışı bir şekilde yıkılması üzerine başlayan olayların tüm yurda ve hatta dünyaya yayılmış olması gerçeği de parkın yok edilerek yerine bir bina inşa edilmesine halkın rızasının olmadığını, projenin kamu yararına kabul edilmediğini tüm açıklığıyla, net olarak ortaya koymuştur.

Bugün bir kere daha ifade etmek gerekirse, Taksim Gezi Parkı’nı, bu mekanı, bu ağaçları yok ederek üzerine bir bina dikilmesi ve böylelikle telafisi olmayan bir yeşil alan kaybına yol açmak doğaya, bilime, hukuka, ahlaka, vicdana ve kamu yararına aykırıdır.

Hal böyle iken, gerek İdarenin bütün bu gerçekleri görmezden gelerek projede ısrarının, gerekse Yargının almış olduğu gerekçesiz kararların kamu vicdanını yaraladığı ve adalete olan güveni zedelediği ortadadır.

Sonuç olarak, bugün tarafımızca İdareden ve Yargıdan beklenen, bu haksız ve hukuksuz durumlara artık bir son vererek, kamu yararına aykırı, hukuken ve fiilen hayata geçme imkânı bulunmayan kışla projesinin ilelebet rafa kaldırılmasıdır.

Topçu Kışlası’nın önünü açan Danıştay ‘tam gaz’: Beyoğlu imar planlarının iptaline ret

Erdoğan’ın ‘atamadığı’ üyelerin Gezi’ye Topçu Kışlası itirazı: ‘Kamu yararına aykırı’

Topçu Kışlası’nın önünü açan kararın altında Erdoğan’ın atadığı üyelerin imzası var

Bir yıl önce onadığı kararı kaldıran Danıştay, Gezi’ye ‘Topçu Kışlası’nın önünü açtı

Yargı vize verirse Topçu Kışlası için halkoylaması yapılacak.



kaynak : (http://www.diken.com.tr/gezi-parkina-topcu-kislasi-projesi-danistaydan-da-gecti/)










Gezi Parkı davasında karar!
  • İHA
  • Giriş Tarihi: 23.10.2015 16:43 Güncelleme Tarihi: 23.10.2015 21:16
Gezi Parkı olaylarına ilişkin 7’si yabancı uyruklu 255 kişinin yargılandığı davada mahkeme 244 sanığı 2 ay 15 günden 14 ay 15 güne kadar çeşitli hapis cezasına çarptırdı.
Mahkeme aralarında asistan doktorlar Sercan Yüksel ve Erenç Yasemin Dokudan'ın da bulunduğu 4 sanığı "ibadethaneyi kirletme" suçundan 10 ay hapis cezasına çarptırdı. İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada 6 tutuksuz sanık hazır bulundu. Mahkemenin kararını açıklamasından önce duruşmada ilk olarak Bezmialem Valide Sultan Camii'nin güvenlik görevlileri Savaş Dinç ve Sercan Özcan tanık olarak ifade verdi.

"CAMİ İÇERİSİNDE SİGARA İÇEN GÖRMEDİM"

Olayların yoğun olarak yaşandığı gece, camide görevli olduğunu belirten tanık Savaş Dinç, camiye ayakkabıları ile girenlerin olduğunu ancak cami içerisinde sigara içen kimse görmediğini ifade etti.

Dışarıda polisin attığı gazdan etkilenenlerin camiye sığındığını aktaran Dinç "Olay gecesi yaralananlar camiye getiriliyordu. Gelenlere ayakkabıları ile girmemeleri konusunda uyardım. Kalabalıkla mücadele edemeyince hasır sermeye başladım. Cami içerisinde alkollü olduğunu düşündüğüm biri vardı. Alkol kokuyordu ve ayakta durmakta güçlük çekiyordu. Ayakkabı ile girmemesi konusunda uyardığımda kalabalık bir şekilde tepki gösterdiler. Bunun üzerine bizde hasırları serdik. Cami içerisinde sigara içen ya da başka bir şey içen kimseyi görmedim. Bir ara çok gaz sıkıldığında cami içerisinde bizde etkilendik ve müezzin odasına sığındık" dedi.

GEZİ PARKI OLAYLARINDAKİ 17 BÜYÜK YALAN
Camiye sığınanların sabah camiden ayrıldıklarını aktaran tanık Dinç "sabahleyin dışarıdaki kameraların ve kırılmış olduğunu gördüm. Kimin kırdığını bilmiyorum. Caminin kapı pide kırılmıştı. Ama kapıda herhangi bir şey yoktu" diye konuştu. Duruşmada daha sonra ifade veren tanık Sercan Özcan ise olay anında çalışmadığını belirtti. Kendi mesai saatinde olay yaşanmadığını ifade eden Özcan "Kameraların kırılmış olduğunu gördüm. Arkadaşların anlattığına göre Geziciler kırmış Ben görmedim" ifadesini kullandı.

"TÜM SANIKLARIN BERAATİNE KARAR VERİLSİN"

Tanık ifadelerinin ardından hakim kararını açıklayacaklarını belirterek sanıklara ve avukatlara söz vererek son savunmalarını yapmalarını istedi. Söz alan sanıklar beraatlerini talep etti. Söz alan avukatlar ise dosyada herhangi bir delil olmadığını ve tüm sanıkların beraatine karar verilmesini istediler. Avukatlar ayrıca sanıkların yargılanmasına yol açan sorumlular hakkında da suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

"YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDEYDİM"

Avukatların ardından mahkeme sanıklara son sözlerini sordu. Son sözü sorulan Ahmet Küçükkayalı "Doğru zamanda doğru yerdeydim. Yanlış bir şey yapmadım. Demokratik hakkımı kullandım Beraatimi talep ediyorum" derken sanık Armağan Hasan Çoban ise "Yanlış zamanda yanlış yerdeydim. Onun için buradayım. Beraatimi istiyorum" dedi. Son sözü sorulan diğer sanıklarda beraatlerine karar verilmesini talep etti. Son sözlerin alınmasının ardından mahkeme karar için duruşmaya bir saat ara verdi.

244 SANIK HAKKINDA HAPİS KARARI

Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme 244 sanığı 2 ay 15 günden 14 ay 15 güne kadar çeşitli hapis cezasına çarptırdı. Asistan doktorlar Sercan Yüksel ve Yasemin Dokudan ile Emre Öztürk ve Deniz Heybet Yılmaz'ı "ibadethaneyi kirletmek" suçundan 10 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme verilen cezayı erteleyerek sanıkların 1 yıllık denetime tabi tutulmasına karar verdi. 3 sanık hakkında, "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" ve "özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanmak" suçlarından 5 ay hapis cezası veren mahkeme bu sanıklar yönünden bir daha suç işlemeyeceklerine dair olumlu kanaat oluşmadığından cezayı ertelemedi. Diğer sanıklar hakkında "2911 sayılı kanuna muhalefet", "görevi yaptırmamak için direnmek", "alenen birden fazla görevli memura hakaret ve "mala zarar verme" suçlarından 2 ay 15'er günden 14 ay 15'er güne kadar değişen hapis cezasına çarptırdı.

Sanıkların bir kısmı hakkında duruşmadaki iyi halini ve sabıkasız oluşlarını göz önünde bulundurarak cezalarını ertelerken bir kısmının hakkında ise tekrar suç işlemeyeceğine ilişkin kanaat oluşmadığından verilen hapis cezalarını ertelemedi. Mahkeme 33 sanık yönünden verilen hapis cezalarını adli paraya cezasına çevirdi.Yargılama aşamasında ifadesi alınamayan 4 sanığın dosyasını ayıran mahkeme 7 sanığın ise tüm suçlardan beraatine karar verdi.

SANIKLARIN 11 YILA KADAR HAPİS İSTENMİŞTİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7'si yabancı uyruklu 255 kişi hakkında hazırlanan iddianame Bezm-i Alem Valide Sultan Camii'nin pencere önünde içi boş ezilmiş halde bira kutusu ile müezzin bölümünde boş sigara kutusu, söndürülmüş sigara izmaritleri bulunduğu belirtilmişti.
İddianamede, 7 si yabancı uyruklu 255 kişi hakkında "toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet, görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevini usulsüz üstlenme ve kamu malına zarar verme, özel kıyafetleri usulsüz kullanma, suçluyu kayırma, ibadethaneyi kirletmek suretiyle zarar verme ve hırsızlık" suçlamalarından 1 yıldan 11,5 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

kaynak : (http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/10/23/gezi-parki-davasinda-karar)









Mahkemeden Gezi Parkı kararı


Selahattin GÜNDAY İSTANBUL DHA

İSTANBUL 6. İdare Mahkemesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılmasıyla ilgili 'Yürütmeyi durdurma kararı'na karşı yaptığı itirazı reddetti. Mahkeme, Taksim Gezi Parkı’ndaki projeye ilişkin nihai kararını 2 ay içinde verecek.

YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI VERİLMİŞTİ
Daha önce Gezi Parkı’ndaki çalışmalar nedeniyle Peyzaj Mimarları Odası ve Mimarlar Odası, mahkemeye itirazda bulunulmuştu. İtiraz üzerine İstanbul 6. İdare Mahkemesi, 7 Mayıs 2013 tarihinde ilk inceleme sonucu ‘telafisi mümkün olmayan zararlar doğacağı’ gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Oy çokluğu ile verilen bu karara üye hakim "çalışmaların durdurulmasına gerek yok" diyerek muhalefet etmişti.
BAKANLIK İTİRAZ ETTİ
Sonraki süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığı yürütmeyi durduran bu karara itiraz etti ve savunmasını mahkemeye sundu. Bakanlığın itirazını değerlendiren mahkeme heyeti, oy çokluğu ile yürütmeyi durdurma kararını yerinde buldu. İlk kararda muhalif oy kullanan üye hakim, bu kez projenin durdurulması kararının yerinde olduğunu belirterek bakanlığın itirazının reddedilmesi yönünde oy kullandı. Ancak bu seferde ilk karara onay veren Mahkeme Başkanı, bu kez karara muhalefet etti. ‘Yürütmenin durdurulması yönündeki kararın kaldırılması’ yönünde oy kullanan başkan, bakanlığın itirazının yerinde olduğunu belirtti.
Mahkemenin Taksim Gezi Parkı’ndaki projeye ilişkin nihai kararını 2 ay içinde verecek.

02 Temmuz 2013 - 14:56Son Güncelleme : 02 Temmuz 2013 -

kaynak : (
http://www.hurriyet.com.tr/mahkemeden-gezi-parki-karari-23636339)








Danıştay, Gezi Parkı'nda Topçu Kışlası’nın önünü açtı

Hürriyet Haber 15 Temmuz 2015 - 10:46Son Güncelleme : 15 Temmuz 2015 - 15:49

Danıştay 6. Dairesi, Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılmasını ve ağaçların kesilmesini içeren, bu nedenle Türkiye çapında eylemlere neden olan Taksim Yayalaştırma Projesi'ne ilişkin geçen yıl verdiği iptal kararını oyçokluğuyla kaldırdı.

Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre, İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin iptal kararını bozan Danıştay 6. Dairesi, yerel mahkemeden “uzman yeni bir heyetle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması ve İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararının kesinleşmesinin beklenmesi suretiyle” davada yeniden karar verilmesi gerektiğini vurguladı.
Danıştay kararıyla, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin Gezi Parkı’nda Topçu Kışlasıyapımına olanak veren kararın iptal istemini reddettiği ortaya çıktı.
İstanbul 1. İdare Mahkemesi, “Beyoğlu İlçesi, Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesine ilişkin” imar planı değişikliklerini, 6 Haziran 2013’te iptal etmişti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin itirazını değerlendiren Danıştay 6. Dairesi, 29 Nisan 2014’de iptal kararını onadı. Ancak belediye, Danıştay 6. Dairesi’ne başvurarak karar düzeltme istedi. Normalde bu yol, istisnai olarak kullanılıyordu ve yüksek yargı maddi hata yapılmadığı sürece karar düzeltme taleplerini reddediyordu.
external image 55ea9dacf018fbb8f88b9f96
YENİ BİLİRKİŞİ
Ancak Danıştay 6. Dairesi’nin karar düzeltme talebini 31 Mart 2015 tarihinde kabul ettiği ortaya çıktı. Karara göre Danıştay 6. Dairesi, daha önce Taksim Yayalaştırma Projesine ilişkin verdiği iptal kararını kaldırarak davanın esasına girdi. Daire, İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin verdiği iptal kararının bozulmasına oy çokluğuyla karar verdi. Kararda, uzman yeni bir heyetle yeni bir keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını isteyen daire, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin 21 Şubat 2014’te verdiği kararın söz konusu uyuşmazlığa etkisinin olacağını belirterek bu kararın keşinleşmesi gerektiğine hükmetti.
KIŞLA'YA ONAY
Kararda, kesinleşmesi beklenen kararın ne olduğuna da yer verildi. Buna göre, İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun Topçu Kışlası’na onay veren kararının iptaline ilişkin istemi reddetti.
TOPÇU KIŞLASI'NA DESTEK: TARİHİ KIŞLALAR TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIĞI
Kararda, Taksim Topçu Kışlası’na örtülü destek verildi. Plan notlarında 1. grup taşınmaz kültür varlığı olarak Taksim Kışlası’nın yer almasına değinilen kararın gerekçesinde, 2863 sayılı Kültür ve Taibat Varlıklarını Koruma Kurulu Kanunun 6. maddesinde “tarihi kışla”ların da korunması gereken taşınmaz kültür varlıkları olduklarının “hiçbir yoruma mahal bırakmayacak şekilde açıkça belirtildiği” anlatıldı. Karara başkan Habibe Ünal ve üye Ünal Demirci muhalefet etti.

kaynak : (http://www.hurriyet.com.tr/danistay-gezi-parkinda-topcu-kislasi-nin-onunu-acti-29556112)










Gezi’nin Üçüncü Yılında Mahkeme Kararları


Cihan Uzunçarşılı Baysal
27 Mayıs 2016



Gezi Direnişi'nin 3. yılında, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği hukukçuları avukat Hakkı Birkan Işın ve avukat Arman Yılmaz'la Danıştay’ın Topçu Kışlası ile ilgili son kararını konuştuk.


27 Mayıs 2013 yani bundan tam 3 yıl önce, bu gece yarısı, sosyal medya ve kent grupları mail adresleri üzerinden Taksim Gezi Parkı’na iş makineleri girdiği haberleri ile destek çağrıları dönmeye başladıydı.
Ve ol hikâye böyle başladı!
Bir park önce kent sonra ülke sonra dünya çapında bir demokrasi mücadelesinin mekânı eylendi.
Gezi’nin 3. yılında da Taksim'deyiz Gezi’deyiz #buradayız #biraradayız.
Kentin Tozu'nda Danıştay’ın Topçu Kışlası ile ilgili son kararını ele aldık. Böyle bir karar hukuk açısından ne anlama geliyor? Yargı üzerinde idarenin tahakkümünden söz edebilir miyiz? Hukuk mücadelesinin her alanında adım adım gerçekleşen bir ’’Reddin reddi’’ ile mi karşı karşıyayız? Hukuki süreç tıkandı mı? Mücadele nasıl devam edecek? Bunları ve ötesini konuştuk.
Konuklarımız Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği hukukçuları avukat Hakkı Birkan Işın ve avukat Arman Yılmaz.
Danıştay’ın son kararına gelmeden önce bu sürece kısaca göz atarsak, açılan davaların üç ayağı var:
Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ilgili kararı:
2 Numaralı Koruma Kurulu, 17 Ocak 2013 tarihli kararı ile Topçu Kışlası projesini "kamu yararına aykırı" buldu. Bu kararın hemen ardından, zamanın Başbakanı Tayyip Erdoğan, kamuoyuna “Reddi reddederiz” açıklamasını yaptı.
Akabinde, Şubat 2013 tarihinde, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, 2 No’lu Koruma Kurulu’nun ‘’kamu yararına aykırı’’ bularak reddettiği projeyi, hiçbir gerekçe göstermeden onayladı
Kamu yararını gözetmesi gereken İdare, 139 sayılı kararıyla, Topçu Kışlası ihyasıyla ilgili, yani bir kentsel kamusal yeşil alanın ticari fonksiyonlu bir yapıya dönüştürülmesiyle ilgili olarak ne gibi bir kamu yararı gördüğünü açıklaması gerekirken, hiçbir gerekçe göstermeden projeyi onayladı.
Bu gelişme üzerine, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği yargıya başvurarak alanda bilirkişilerce yapılacak bir araştırma istedi ve yüksek kurul kararının iptalini ve yürütmesinin durdurulmasını istedi.
Ancak 6.İdare Mahkemesi bu talebi reddeti.
Bunun üzerine Dernek, kararı Danıştay’a temyize götürdü ancak mahkeme kararını usul ve hukuka uygun gören Danıştay, yine gerekçesiz olarak, temyiz talebini reddetti . Öte yandan, 3 sayfalık geniş kapsamlı bir muhalefet şerhi ile bir üye karara karşı çıktı.
Dernek, karar düzeltme yoluna gitti.
İBB Stratejik Plan ve İlgili Bütçe
Ekim 2014 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 2015-2019 yıllarını kapsayan Stratejik Plan’da Topçu Kışlası'nı "Taksim Meydanı Kentsel Tasarım ve Taksim Kışlası Restitüsyon Projesi" olarak yeniden gündemine aldı.
Oysa, aynı tarihte Mimarlar Odası'nın açtığı dava sonucunda Yayalaştırma Projesi ve Topçu Kışlası'nın yapımını öngören plan tadilatları iptal edilmiş olduğundan, İBB bütçesine Topçu Kışlası katılamazdı. Ortada mahkeme kararı varken stratejik plana Topçı Kışlası’nın dahil edilmesi yok hükmündeydi. Stratejik plana karşı açılan davalar da sürmekte.
Plan Değişikliği Davaları
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin açtığı dava sonucunda, İstanbul 1. İdare Mahkemesi Yaylaştırma Projesi ve Topçu Kışlası'nın yapımını öngören 17.01.2012 tarihli, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Plan tadilatlarını 6 Haziran 2013 tarihinde iptal etti.
Danıştay 6. Dairesi de 29 Nisan 2014 tarihinde, yerel mahkemenin kararını onadı.
Bunun üzerine 6. Daire’ye başvuran İstanbul Büyükşehir Belediyesi karar düzeltme istedi.
6.Daire, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine dayanarak karar düzeltmeyi kabul etti. Oysa, burada, sunulan belgenin sahte olması, davanın akışını değiştirecek yeni belge/lerin, delil/lerin bulunması gibi çok sınırlı hallerde kullanılması gereken bu hukuki araç üzerinden düzeltme kararı verilmesini gerektirecek bir durum ortada yoktu.
Oysa Danıştay, ilgili idari mahkeme kararını onadığı ilk kararında, önemli konulara vurgu yapmıştı ve bunlar hala geçerliliklerini korumakta:
"Taksim Cumhuriyet Alanının, Cumhuriyet anıtıyla vurgulanan bir prestij mekanı olduğu belirtilmiş Meydan; Cumhuriyet Anıtı, Taksim Su Maksemi ve Havuzu, Atatürk Kültür Merkezi, Gezi Parkı ile bir bütün olarak tanımlanmıştır…Bu ilkelerden sapma olarak nitelendirilebilecek bir şekilde çevresi tamamen yapılaşmış alana kentsel sit tanımlamasında yer almayan Taksim Kışlası'nın, asıl planlarda belirleme olmaksızın plan notu ile yeniden yapılaşmasının öngörülmesi, koruma ilke ve kararlarına, koruma amaçlı imar planlarının yapılış amacına aykırı olduğu gibi, plan notu ile imar planına fonksiyon getirilmesi yapı yoğunluğunun artırılması suretiyle teknik ve sosyal donatı alanlarını yetersiz kılacak olması nedenleriyle planlama esasları, şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırı düşmektedir.”
Planlara açılan dava süreci hala devam etmekte.
Yukarıda özetlediğimiz mahkeme kararlarını, kararlardaki çelişkileri ve dolayısıyla kamu yararı ve hukuk açısından geldiğimiz noktayı tartışıyoruz. Hukukun siyasallaşması, yargının idarenin sultası altına girmesi, milyonların Gezi üzerindeki iradelerine karşı alınan bu kararların demokrasi açısından neler ifade ettiğini konuştuk..


Kategori:
Gündem, Kent Hakkı, İnsan Hakları - Demokrasi

Etiket:
Gezi Parkı, Topçu Kışlası, TMMOB, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği

kaynak : (http://acikradyo.com.tr/kentin-tozu/gezinin-ucuncu-yilinda-mahkeme-kararlari)